TR

Kuruluş Hikayemiz

Kuruluş Hikayemiz

Hatıralardaki Kuruluş Hikayemiz 

Merhum Kurucumuz İsmet Şekeroğlu anlatıyor; (Minnetle anıyoruz)

Yıl 1938 yılında Konya’da Doğanhisar’ın Başköy Köyü’nde doğdum. Aynı köyde ilkokul eğitimimi tamamladım. 19 yaşına geldiğimde, artık iş hayatında kalıcı olabilecek bir süreç başlatmadan önce 24 ay sürecek olan vatani görevimi tamamlamalıydım. Ve vatani görevimi tamamlamak için 1957 yılında askere gitmiştim. Acemi birliğimi Kütahya’da tamamladıktan sonra usta birliği dönemi İsparta ili Şarkikaraağaç ilçesi Jandarma’da şube yazıcısı olarak devam ediyordu. 

Artık askerlik sonrasında iş hayatımla ilgili ne yapmam gerektiğini de bu süre içerisinde düşünmeli ve karar vermeliydim. Boş zamanlarımda Jandarma’nın kütüphanesine giderek muhtelif eserler okuyor ve onlardan notlar alıyordum. Bu notlar içerisinde uygulayabileceğime inandığım teorik dokümanları daktilo ile yazılı hale getiriyor ve askerlik sonrası kurabileceğim işin teorik dokümanlarını toparlıyordum. 

Askerden izine geldiğim zamanlarda da köydeki evimizde sürekli yapacağım işe ait araştırmalar ve denemeler yapıyordum. 1959 yılında askerlikten teskere alınca bu araştırdığım konulardan kimya sektörünü hem market ve hem de uygulanabilirlik bakımından kendim için makul bulmuştum. Ve bu konuda çalışmaya karar vermiştim. İlk olarak kitaptan yazılı hale getirdiğim bu bilgileri ilgili malzeme, makine ve ekipmanları toparlayarak kendi köyümde pilot bir proje olarak uyguladım. Karşıma pek çok beklenmedik sorunlar ve başarısızlıklar çıkmıştı. Bu konuda yaşadığım problemlere çözüm bulmak için pek çok ildeki uzmanları, uygulayıcıları ziyaret ederek onların görüşlerini aldım. Ve nihayetinde tekrar denemeler sonucunda istediğim sonuçları almıştım. Ve artık seri üretim için ilgili ustayı da istihdam ederek üretime başlayabilmiştim. 

Üretimle başlayan bu tarih 1959 yılı idi ve bizim ilk üretim faaliyetimizin başladığı tarihi ifade ediyordu. Bu firmanın adı da hep kendimden bir şeyler hissederek, katarak oluşturduğum, yeşerttiğim Şekeroğlu idi ve bu firmada bana ait bir şeyler bularak ona aidiyet hissediyordum. Adeta ben ona aittim ve o da bana aitti. Aramızda böyle bir kan bağı vardı sanki…

Bu süreç bana bir şey öğretmişti ve de artık hep inandığım bir şey vardı, “Bilgiler kitaplarda kalmamalı, denenmeli ve uygulamaya konmalıydı. Aksi halde bu bilgilerin kitaplarda kalmasının ne faydası olabilirdi...”